Ankara Tren Garı önünde 10 Ekim 2015’te IŞİD saldırısı sonucu hayatını kaybeden 101 kişi arasındaki avukat Uygar Coşgun’un eşi, görev ve hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı ve Ankara Valiliği aleyhine toplam 1 milyon 738 bin liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı. 
Ankara İdare Mahkemesi’nde açılan davanın dilekçesinde, “Olayın gerçekleşmiş olması ve ağır sonuçları nazara alındığında kamu görevlilerinin tamamının veya belki de bir kısmının görevini yapmadığı, eksik veya yanlış yaptığı açıkça ortada olup, bu sonuç ağır hizmet kusurunun gerçekleştiğini göstermektedir” denilerek, İçişleri Bakanlığı ve il emniyet müdürünün mülki amiri Ankara Valiliği’nin olaydan ve zarardan sorumlu olduğu öne sürüldü. 
Dilekçede, olayın ardından davacıların idarenin yürüttüğü kamu hizmetini yerine getiremediği, bu nedenle uğranılan zararın tazmini istemiyle İçişleri Bakanlığı’na başvurduğu, bakanlığın başvuruyu Ankara Valiliği Tazmin Komisyonu’na gönderdiği, komisyondan süresi içinde yanıt verilmemesi üzerine davanın açıldığı kaydedildi. Dilekçede, BTS Sendikası avukatı da olan Coşgun’un ölümüyle başta eşi Mehtap Sakinci Coşgun olmak üzere ailesinin aylık ortalama 10-15 bin liralık gelirden mahrum kaldığı, küçük oğulları Sarp’ın henüz 2,5 yaşında olduğu ve doğuma bağlı hastalığından dolayı Hastane masrafı olduğu, emekli öğretmen olan annesi, babası ve üniversite mezunu olmasına rağmen halen bir iş bulamayan kardeşinin de Coşgun’un desteğinden mahrum kaldığı kaydedildi. Dilekçede, toplam 1 milyon 738 bin liralık maddi ve manevi zararın karşılanması talep edildi.
‘Maddi destek yok’
10 Ekim-Der Başkanı Coşgun’un eşi avukat Mehtap Sakinci Coşgun’un da bulunduğu avukatlar tarafından idare mahkemesi önünde yapılan basın açıklamasında, 10 Ekim saldırısında hayatını kaybedenlerin ailelerinin gerek 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun gerekse mevzuat kapsamında herhangi bir maddi destek ve yardımdan yararlandırılmadığı belirtildi. Açıklamada, “İktidarın, o zamanki her can başı 29 bin TL tazminat ve ailesine aylık 800 TL maaş sağlanacağı yönündeki talihsiz ve acımasız söylemleri maalesef şu ana kadar, kimse açısından uygulama alanı bulmamıştır. Kaldı ki, böylesi ölümler karşısında bitip tükenen bizler açısından, devlet erkinin sanki müjde verirmişcesine, ‘ailelere nakdi tazminat ve maaş bağlanacağı’ sözünde durmasını kimse beklememiştir” denildi. 
‘Acımız yok sayıldı’
Gelinen süreçte idari başvurulara olumlu cevap verilmediği, idari kurum ve kuruluşların tazmin talebini resmen sürüncemede bırakarak devlet bürokrasisini en iyi şekilde işleterek, bu sayede talepleri zımnen reddedip, insanları dava yoluna sevkederek mağduriyeti artırma yolunu seçtiği kaydedilen açıklamada, “Devlet erki, yaklaşık 6 aydır acımızı yok saymış, taleplerimize sessiz kalmıştır. Zaman geçtikçe mağdur daha mağdur olacak, bu kayıtsızlık halinin yaşanan katliamı olağanlaştırılması halinde adalet mumla aranacak hale gelecektir” denildi.
‘Devlet kabul etsin’
“Uygulamadan da biliyoruz ki geç gelen adalet gerçek adalet olmayacaktır” denilen açıklamada, “Diğer taraftan hiçbir paranın ve hiçbir tazminatın bizi tatmin etmeyeceği ve acımızı hafifletmeyeceğinin herkes tarafından bilinmesini istiyoruz. Biz bu ülkede barış isteyen insanların katline şahit olup en değerli varlıklarımızı, çocuklarımızı, analarımızı, babalarımızı ve eşlerimizi kaybettik. Hakkımızı talep ediyoruz ve yaşanan yüzyılda devlet erkinin sorumluluğunu kabul etmesini bekliyoruz. Vicdan ve hakkaniyetin gereği neyse, onun uygulama alanı bulmasını istiyoruz” ifadesine yer verildi.